Şili’de düzenlenen başkanlık seçimlerinde, aşırı sağcı Jose Antonio Kast ile sol koalisyonun adayı Jeannette Jara yarışıyor. Ülke, 1990’daki askeri diktatörlükten bu yana en sert siyasi ayrışmalardan birini yaşıyor. Güvenlik kaygıları ve son yıllarda artışa geçen düzensiz göç dalgası, seçim gündeminin en üst sıralarında yer alıyor; halkın büyük bir bölümü göç politikasına ilişkin alınacak kararların güvenlik ve sosyal refah üzerindeki etkilerine odaklanıyor.
Adaylardan Kast, sıfır tolerans ve göçmen karşıtı söylemleriyle dikkat çekiyor; seçim kampanyasında güvenliği artırma ve göçmen akışını sınırlama sözü veriyor. Diğer aday Jara ise mevcut hükümetin yetersiz göç politikaları ve düzenin sağlanamaması nedeniyle eleştirilere hedef oluyor. Seçimin zorunlu oy sistemiyle yapılması ve seçmenlerin yaklaşık %20’sinin kararsız veya boş oy kullanması ise sonucu daha da belirsizleştiriyor.
Şili’nin özellikle kuzey bölgelerinde artan düzensiz göç, yerli halk ile devlet arasında gerilimlere de yol açtı. Ülkede güvenlik önlemlerinin sıkılaştırılması gündemde ve bu durum, göçmenlerin ülkeye girişini daha da zorlaştırabilir. Aşırı sağın yükselmesi, sadece Şili değil, küresel olarak da göçmenlik tartışmalarını yeniden alevlendiriyor.
Türkiye’den Latin Amerika’ya—veya genel olarak küresel çapta—göç etmeyi değerlendirenler için bu haber, gidilecek ülkenin siyasi atmosferinin ve göçmenlere yönelik uygulamalarının ne denli hızlı değişebileceğine işaret ediyor. Olası güvenlik önlemleri ve toplumun göçmenlere yaklaşımının, bireylerin yurtdışındaki yaşamını doğrudan etkileyebileceği unutulmamalı. Kaynak: NTV

